Nafaka Artırım Davası Nedir? Şartları, Süreci Ve Yargıtay Kararları

Boşanma davalarında
hükmedilen nafaka miktarları, zaman içerisinde değişen ekonomik koşullar, paranın alım gücünün düşmesi ve çocukların büyümesiyle yetersiz hale gelebilmektedir. Türk Medeni Kanunu, bu tür durumlarda nafaka alacaklısının mağdur olmaması için “Nafaka Artırım Davası” (nafakanın uyarlanması) açma hakkı tanımıştır.
Bu makalede; nafaka artırımının şartlarını, anlaşmalı boşanma protokollerinin etkisini ve Yargıtay’ın güncel bakış açısını inceleyeceğiz.
1. Nafaka Artırım Davası Nedir ve Hangi Durumlarda Açılır?
Nafaka artırım davası, daha önce mahkeme kararıyla bağlanmış olan tedbir, iştirak veya yoksulluk nafakasının, değişen şartlar nedeniyle artırılması talebiyle açılan bir dava türüdür.
Türk Medeni Kanunu’nun 176/4. maddesi uyarınca:
“Tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde iradın artırılmasına veya azaltılmasına karar verilebilir.”
Nafaka artırımı talep edebilmek için uygulamada genellikle şu koşullar aranır:
- Enflasyon ve Alım Gücünün Düşmesi: Ülkedeki ekonomik koşulların değişmesi ve paranın değer kaybetmesi
- Çocuğun İhtiyaçlarının Artması: Çocuğun büyümesi, okula başlaması, kurs veya sağlık giderlerinin artması
- Nafaka Yükümlüsünün Gelirinin Artması: Maaş artışı, miras veya ekonomik güçlenme
- Nafaka Alacaklısının Durumunun Ağırlaşması: İşsizlik, hastalık veya geçim zorluğu
2. İştirak Nafakasının Artırılması (Çocuk İçin Nafaka)
Çocuklar için ödenen iştirak nafakası, kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle, anlaşmalı boşanma protokolünde “nafaka artırılmayacaktır” şeklinde bir madde bulunsa dahi, çocuğun üstün yararı gerektiriyorsa hâkim bu düzenlemeyle bağlı kalmaksızın nafaka artışına karar verebilir.
Çocuğun yaşı, eğitimi ve gelişimi dikkate alındığında, ihtiyaçlar arttıkça nafakanın da artırılması esastır.
3. Anlaşmalı Boşanma ve Nafaka Artırımı
Protokolün Etkisi
Anlaşmalı boşanma davalarında taraflar, nafakanın her yıl ne oranda artırılacağını (örneğin ÜFE/TÜFE oranında) protokole yazabilirler.
Yargıtay uygulamasına göre;
- Protokolde bir artış oranı belirlenmişse
- Tarafların ekonomik durumlarında olağanüstü bir değişiklik yoksa
mahkeme protokoldeki artış oranına sadık kalmalıdır.
Ancak; belirlenen miktar zamanla çok düşük kalmışsa veya beklenmeyen bir ekonomik kriz oluşmuşsa (aşırı ifa güçlüğü veya işlem temelinin çökmesi), uyarlama davası açılarak nafakanın güncel koşullara göre yeniden belirlenmesi istenebilir.
4. Yargıtay Kararları Işığında Nafaka Artırımı
Yargıtay, nafaka artırım davalarında;
- Hakkaniyet ilkesini
- Tarafların sosyal ve ekonomik durumlarını
- Paranın alım gücünü
esas almaktadır.
Emsal Karar 1
Olağanüstü Değişiklik Yoksa Protokole Uyulmalıdır
“Somut olayda; taraflar arasındaki anlaşmalı boşanma kararında, kadın yararına aylık 300 TL yoksulluk nafakasına hükmedilmiş, nafakanın her yıl ÜFE oranında artırılacağı kararlaştırılmıştır… Tarafların sosyal ve ekonomik durumlarında protokolden sonra önemli bir değişiklik olmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece, nafakanın protokolde belirtilen şekilde artırılması gerekirken farklı bir miktara hükmedilmesi doğru görülmemiştir.”
(Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 01.10.2014 T., 2014/12403 E., 2014/19006 K.)
Emsal Karar 2
TÜİK ÜFE Oranının Esas Alınması
Yoksulluk nafakasının artırılması taleplerinde, olağanüstü bir durum bulunmadığı sürece Yargıtay, TÜİK tarafından yayımlanan ÜFE oranında artışı hakkaniyete uygun kabul etmektedir.
Emsal Karar 3
Anlaşmalı Boşanmada Feragat ve Sonradan Talep
Anlaşmalı boşanma davasında yoksulluk nafakasından açıkça feragat edilmişse (örneğin “nafaka talebim yoktur” denilmişse), sonradan yoksulluk nafakası veya artırımı istenemez.
Bu kural iştirak nafakası bakımından geçerli değildir; çocuk için her zaman yeni ihtiyaçlar doğabileceğinden artırım talep edilebilir.
5. Örnek Olay İncelemesi
Nafaka Artırım Süreci
Olay:
Ayşe Hanım ve Mehmet Bey, 2018 yılında anlaşmalı olarak boşanmışlardır. Protokolde, müşterek çocuk 5 yaşındaki Efe için aylık 500 TL iştirak nafakası ve her yıl ÜFE oranında artış kararlaştırılmıştır.
2024 yılına gelindiğinde;
- Efe ilkokula başlamış
- Servis ve kırtasiye giderleri oluşmuş
- Ülkede yüksek enflasyon yaşanmış
- Mehmet Bey’in maaşı üç katına çıkmıştır
Mehmet Bey nafakayı yalnızca ÜFE oranında artırarak 1.500 TL’ye yükseltmiş, Ayşe Hanım ise bu miktarın yetersiz olduğunu belirterek 5.000 TL talep etmiştir.
Hukuki Değerlendirme:
Ayşe Hanım, Aile Mahkemesi’nde nafaka artırım davası açmalıdır. Mahkeme şu hususları dikkate alacaktır:
- Çocuğun değişen ihtiyaçları
- Paranın alım gücündeki düşüş
- Babanın ödeme gücündeki artış
Muhtemel Sonuç:
Mahkeme, ÜFE artışının çocuğun ihtiyaçlarını karşılamada yetersiz kaldığını tespit ederse, hakkaniyet ilkesi gereği nafakayı protokol sınırlarının üzerine çıkararak yeni bir miktar belirleyebilir.
6. Sıkça Sorulan Sorular
Nafaka artırım davası ne zaman açılır?
Ekonomik koşulların değiştiği veya nafakanın yetersiz kaldığı her zaman açılabilir.
Geçmişe dönük nafaka artırımı istenebilir mi?
Hayır. Nafaka artışı dava tarihinden itibaren geçerlidir.
Sorumluluk Reddi Beyanı
Bu makalede yer alan bilgiler genel hukuki bilgilendirme amacı taşımakta olup hukuki danışmanlık niteliğinde değildir. Somut olayınıza uygun değerlendirme için bir avukata başvurmanız tavsiye edilir.
