Konkordaro Sürecinde İmtiyazlı Alacaklar

Konkordato Sürecinde İmtiyazlı Alacakların Hukuki Durumu ve Sonuçları
Konkordato, ödeme güçlüğü çeken borçluların mali durumlarını düzeltmelerine olanak tanıyan, alacaklıların da iflasa nazaran daha iyi şartlarda tatmin edilmesini sağlayan bir iyileştirme kurumudur. Bu süreçte alacaklılar arasında kural olarak eşitlik ilkesi geçerli olmakla birlikte, kanun koyucu bazı alacakları nitelikleri ve sosyal gereklilikler sebebiyle "imtiyazlı" kabul ederek onları konkordato sürecinde özel bir koruma rejimine tabi tutmuştur.
1. İmtiyazlı Alacakların Kapsamı ve Belirlenmesi Konkordato hukukunda imtiyazlı alacak kavramının çerçevesi, iflâs tasfiyesine nazaran daha dar çizilmiştir. İcra ve İflas Kanunu (İİK) m. 206'da iflas bakımından ilk üç sıradaki alacaklar imtiyazlı kabul edilirken; konkordato bakımından yalnızca İİK m. 206 uyarınca birinci sırada yer alan alacaklar imtiyazlı sayılarak konkordatoya tabi tutulmadan yerine getirilir. İkinci ve üçüncü sırada yer alan imtiyazlı alacaklar ise ayrı bir hukuki sebep bulunmadıkça tasdik edilen projeye tabidir.
Birinci sırada yer alan ve konkordato bakımından tam imtiyazlı olan alacaklar şunlardır:
- İşçilerin, iş ilişkisine dayanan ve mühlet kararından (veya talepten) önceki bir yıl içinde tahakkuk etmiş ihbar ve kıdem tazminatları dâhil her türlü işçilik alacakları.
- İşverenlerin, işçiler için yardım sandıkları veya tüzel kişilik kazanmış derneklere olan borçları.
- Son bir yıl içinde tahakkuk etmiş olan ve nakden ifası gereken aile hukukundan doğan nafaka alacakları.
2. Mühlet İçinde Takip Yasağının İstisnası Konkordato talebi üzerine verilen mühlet kararı (geçici ve kesin mühlet) süresince borçlu aleyhine kural olarak hiçbir icra takibi yapılamaz ve evvelce başlamış takipler durur. Ancak, İİK m. 206’nın birinci sırasında yazılı imtiyazlı alacaklar bu takip yasağının en önemli istisnasını oluşturur. İmtiyazlı alacaklılar, konkordato mühleti içerisinde dahi alacaklarını tahsil etmek amacıyla borçluya karşı haciz yoluyla takip başlatabilir veya daha önceden başlanmış olan takiplere hiçbir duraksamaya yer vermeden devam edebilirler. Ancak Kanun bu alacaklar için yalnızca "haciz yoluyla" takip yapılmasına izin verdiğinden, imtiyazlı alacaklılar mühlet içerisinde borçlu aleyhine iflas yoluyla takip başlatamazlar.
3. Mühlet Sürecinde Faiz İşlemesi İİK m. 294/3 uyarınca, tasdik edilen konkordato projesi aksine hüküm içermediği takdirde kesin mühlet tarihinden itibaren rehinle temin edilmemiş her türlü alacağa faiz işlemesi durur. İmtiyazlı alacaklara mühlet içinde faiz işleyip işlemeyeceği hususu doktrinde tartışmalıdır. Bir görüşe göre, birinci sıradaki imtiyazlı alacaklar konkordatoya tabi olmadıkları için mühlet içinde bu alacaklara faiz işlemeye devam etmelidir. Ancak katıldığımız diğer bir görüşe göre, kanun koyucu faiz işlemesinin durması kuralında sadece "rehinli alacaklara" istisnai bir ayrıcalık tanıdığından ve faiz yasağı genel bir hüküm olduğundan, rehinli olmayan imtiyazlı alacaklara da mühlet içerisinde faiz işletilmesi mümkün olmamalıdır.
4. Konkordato Nisabında ve Oylamasında Durum İİK m. 302/4 uyarınca, birinci sırada yazılı imtiyazlı alacakların alacaklıları, projenin kabulü için gerekli olan alacak ve alacaklı çoğunluğunun (nisabın) hesabında dikkate alınmazlar ve oylamada oy kullanamazlar. Bu alacaklıların oylamada yer almamalarının temel sebebi, kabul edilecek konkordato projesinin koşullarının (tenzilat veya vade) zaten onları bağlamayacak olmasıdır.
Ancak, imtiyazlı alacaklılar kendi özgür iradeleriyle imtiyazlarından açıkça feragat etmeleri halinde, alacakları adi alacak statüsüne dönüşür ve oylama aşamasında nisap hesabında dikkate alınabilirler. İmtiyazdan açıkça feragat edilmedikçe, bu alacakların Kanun'un öngördüğü kayıt süresi içinde konkordato komiserine kaydettirilmemiş olması, o alacağın imtiyazını yitirmesi sonucunu doğurmaz.
5. Tasdik Şartı Olarak Yeterli Teminat Gösterilmesi Konkordatonun mahkemece tasdik edilip hukuki sonuç doğurabilmesi için gerekli olan en önemli ve zorlayıcı şartlardan biri de imtiyazlı alacakların güvence altına alınmasıdır. İİK m. 305/1-d bendine göre; birinci sıradaki imtiyazlı alacaklıların alacaklarının tam olarak ödenmesinin yeterli teminata bağlanmış olması zorunludur. Alacaklı, teminat gösterilmesinden açıkça vazgeçmediği sürece, mahkeme borçlunun bu teminat koşulunu yerine getirip getirmediğini re'sen inceler ve yeterli teminat sağlanmadan konkordatonun tasdikine karar veremez. Teminatın amacı, genellikle işçiler ve nafaka alacaklıları gibi ekonomik olarak daha zayıf konumda bulunan kişilerin haklarının konkordato süreci sebebiyle riske atılmasını önlemektir.
6. Tasdik Sonrası Bağlayıcılık ve Fesih Hakkı Konkordato projesi mahkemece tasdik edildikten sonra kural olarak tüm alacaklılar için mecburi (bağlayıcı) hale gelse de, birinci sıradaki imtiyazlı alacaklar konkordatonun bağlayıcı etkisine tabi değildir (İİK m. 308/c). Bu alacaklılar, alacaklarını projede diğer adi alacaklılar için öngörülen ödeme ertelemelerinden (vade) veya kesintilerden (tenzilat) hiçbir şekilde etkilenmeden, zamanında ve tam olarak tahsil etme hakkına sahiptir.
İmtiyazlı alacaklıların konkordatoya tabi olmamalarının bir diğer sonucu da "konkordatonun feshi" kurumunda kendini gösterir. Konkordato koşullarına tabi olmayan ve alacaklarını tam elde eden imtiyazlı alacaklıların, ödeme planına uyulmadığı gerekçesiyle "konkordatonun kısmen feshini" talep etmekte kural olarak hukuki yararları ve dava hakları bulunmamaktadır. Ancak imtiyazından feragat ederek adi alacaklı statüsüne geçen ve projeye dahil olan alacaklıların, ödemelerini alamadıklarında fesih davası açma hakkı mevcuttur.
Özetle; Türk konkordato hukuku, birinci sırada yer alan imtiyazlı alacaklılara son derece korunaklı bir zırh sağlamıştır. Bu alacaklılar, mühlet aşamasında icra takiplerine devam edebilmekte, tasdik aşamasında alacaklarının tamamı için yasal bir teminat talep edebilmekte ve tasdik sonrasında da borçlunun yeniden yapılandırma planındaki hiçbir indirim veya vadeden olumsuz etkilenmemektedir.
İmtiyazlı alacaklılar için konkordato tasdik aşamasında hangi teminatlar zorunludur?
Konkordato tasdik aşamasında, İcra ve İflas Kanunu (İİK) m. 305/1-d uyarınca yalnızca İİK m. 206'nın birinci sırasında yazılı imtiyazlı alacaklıların alacakları için teminat gösterilmesi zorunludur. (Ayrıca mühlet içinde komiserin izniyle akdedilmiş borçların ifası için de teminat gösterilmesi şarttır).
İmtiyazlı alacaklılar için zorunlu olan bu teminatın özellikleri ve uygulama şartları şu şekildedir:
- Teminatın Kapsamı (Tam Ödeme): Teklif edilen konkordatonun türü (vade veya tenzilat konkordatosu) ne olursa olsun, birinci sıradaki imtiyazlı alacakların konkordato şartlarına tabi olmaksızın tam olarak ödenmesini güvence altına alacak tutarda teminat verilmesi şarttır. Teminatın, alacağın bütün ferileriyle birlikte tam ve zamanında ödenmesini güvence altına alacak nitelikte "yeterli" olması gerekir.
- Açıkça Feragat Edilmemiş Olması: İmtiyazlı alacaklılar kendi özgür iradeleriyle bu teminat hakkından vazgeçebilirler. Ancak bu vazgeçmenin açık ve seçik bir irade beyanıyla yapılması zorunludur; alacaklının sessiz kalması veya teminat talep etmemesi, teminattan vazgeçtiği anlamına gelmez. Alacaklı açıkça vazgeçmedikçe, yeterli teminat sağlanmadan mahkeme konkordatonun tasdikine karar veremez.
- Teminatın Türü: Kanunda gösterilecek teminatın ne olacağına dair kesin bir sınırlama bulunmamakta olup, bu konuda takdir yetkisi mahkemeye aittir. Uygulamada teminat olarak banka teminat mektubu, nakit para, taşınır rehni, ipotekli borç senedi veya taşınmaz ipoteği gibi aynî teminatlar sıklıkla kullanılmaktadır. Şahsi kefalet, alacaklıların tahsilatını zorlaştırabileceği gerekçesiyle kural olarak yeterli görülmese de, alacaklıların kabul etmesi veya mahkemenin elverişli bulması halinde teminat olarak gösterilebilir.
- Teminatı Kimin Göstereceği: Zorunlu teminat bizzat borçlu tarafından yahut borçlu lehine bir üçüncü kişi tarafından gösterilebilir. Ancak borçlu kendi malvarlığıyla teminat gösteriyorsa, bu teminatın diğer (adi) alacaklıların alacaklarının tahsili için projede yer alan taşınır veya taşınmaz mallar üzerinde kurulmaması gerekir.
- Teminatın Gösterilme Zamanı: Kural olarak teminat koşulunun, dosyanın tasdik için mahkemeye gelmesinden önce (konkordato komiserinin raporunu sunmasına kadar) tamamlanmış olması gerekir. Eğer mahkeme sunulan teminatı eksik bulursa, borçluya teminatı tamamlaması için kesin bir süre verebilir; bu süre içinde de teminat tamamlanmazsa tasdik talebi reddedilir.
İmtiyazlı alacaklılar için mahkemeye sunulacak yeterli teminat örnekleri nelerdir?
Konkordato tasdiki aşamasında imtiyazlı alacaklılar için gösterilecek teminatın türü Kanun'da kesin sınırlarla belirlenmemiştir; teminatın nevi ve yeterliliği konusunda karar vermede mahkeme (hâkim) geniş bir takdir yetkisine sahiptir. Gösterilecek teminat, ayni veya şahsi nitelikte olabileceği gibi, alacaklıların alacaklarını hiçbir güçlükle karşılaşmadan ve kolaylıkla tahsil etmelerine imkân verecek özellikleri taşımalıdır.
Kaynaklarda ve yargı kararlarında mahkemeye sunulabilecek "yeterli teminat" örnekleri şu şekilde sıralanmaktadır:
- Banka teminat mektubu.
- Taşınmaz rehni (İpotek): Arsa, fabrika, konut gibi taşınmaz malların alacaklılar lehine ipotek edilmesi.
- Taşınır (Menkul) rehni: Otomobil, makine gibi taşınır malların usulüne uygun şekilde rehnedilmesi.
- İpotekli borç senedi ve ipotekli irat senedi.
- Devlet tahvili ve hisse senedi.
- Efektif para tevdii (Nakit para).
- Fikri, sınai haklar ve ruhsatlar: Gerekirse borçluya ait marka, patent veya maden ruhsatı gibi haklar da teminat olarak gösterilebilir.
Şahsi Kefaletin Teminat Olarak Durumu: Kural olarak şahsi kefalet, niteliği itibarıyla alacaklıların tahsilatını kolayca yapabilmelerine imkân verecek bir güvence sağlamadığı için yeterli bir konkordato teminatı olarak kabul edilmemektedir. Ancak, tarafların teminatın şeklini sözleşmeyle belirleyebilecekleri kuralından hareketle, borçlu teminat olarak şahsi bir kefalet sunar ve alacaklılar bu kefaleti teminat olarak açıkça kabul ederlerse, şahsi kefaletler de mahkemece geçerli teminat olarak sayılabilmektedir.
